Miami Deniz Tatili Mi Yoksa Gezme Tatili mi?

Miami Deniz Tatili mi yoksa Deniz Tatili mi?

Miami diyince ilk akla gelen şey uçsuz bucaksız okyanusu , dünyaca ünlü sahili ve sabahlara kadar parti ortamları .Her daim yaz kış demeden havanın sıcak olmasından mı kaynaklı mıdır nedir insanlar hep güler yüzlü ve cana yakın. Latin Amerikalıların bölgedeki yoğunluğundan dolayı ingilizceden çok ispanyolca konuşuluyor burada. Hatta kendilerine kalsa anadillerini İspanyolcaya bile çevirirler. 

Bizce Miami deniz tatili açısından için beklentilerinizi çok karşılamayabilir çünkü Türkiye’de alıştığımız gibi bir denizi yok. Kıyaslama açısından bizim denizlerimiz çok güzel ama hakkınız yiyemem onlarında kendine göre ayrı bir havası var. Baywatch dizisini izleyenlerin aşina olduğu görüntüler ciddi anlamda burası için gerçeği yansıtıyor. Akdeniz ve Ege yöresinde bizler genellikle beach club kültürüne alışığız. Burada ise okyanus kıyısında bu tarz aktivitelerden ziyade clubları genellikle otelde havuz başında ve ya roof party konseptinde ilerliyor. Sahilde ise havlumuzu alıp herhangi bir köşede rahatça denize girebilirsiniz. Bu açıdan Miami bazı yönleriyle bizim alışık olduğumuz deniz kültüründen biraz ayrılabiliyor o yüzden beklentilerinizi ve bakış açınızı kesinlikle sınırlamayın.

Ne zaman gidilmeli sorusu hepinizin aklına geliyor??

Miami de her daim denize girebilirsiniz ama yaz aylarında özellikle aşırı nem gündüz saatlerinde sizi bunaltabilir. Eğer biraz daha bunalmadan deniz girmek istiyorsanız o zaman en ideal zamanlar bizce Kasım-Mayıs arası diyebiliriz. Miami’de Muson iklimi hakim o yüzden Kuzey Yarım Küre’ye göre yaz ayları diye tabir ettiğimiz dönemde giderseniz denizin tadını pek çıkaramayabilirsiz. Ayrıca hortum, kasırga gibi olağan dışı hava aksiyonlarına yakalanma şansınız da var. Ama benim için deniz 2.planda, yok ben gezicem, galerilere gidicem, yemek yicem ve ya outletten alışveriş yapacağım dersen 365 gün de senin ne zaman istiyorsan Miami’yi ziyaret et! Bu arada ola ki Miami bana yetmedi ben başka şeylerde yapmak istiyorum dersen kesinlikle Orlando’ya da gitmenizi tavsiye ederim. Orada dünyaca ünlü eğlence parklarını bulabilirsiniz. Biz gittik bence sizde hazır oraya kadar gitmişken planlarınız arasına orayıda kesinlikle sıkıştırın.

Aman Köpekbalıklarına Dikkat:

Sahilde güneşlenirken üstünüzden sürekli helikopter geçecektir. Bunlar sizi köpekbalıklarından korumak için oradalar sakın endişelenmeyin. Köpek balığı konusuna gelince Jaws gibi bir ortam beklemeyin. Merak etmeyin çok fazla köpekbalığı olmuyor rahatça girebilirsiniz okyanusa. Zaten köpekbalığı yaklaştığında hem helikopterden hem de sahil güvenlikçilerden hemen uyarı geliyor ve okyanusu boşaltıyorlar. Oranın lokalleri bu durumu normal karşıladığı için panik yapmıyorlar pek bu tarz uyarılar gelirse eğer. Bize ilk günler bu durum biraz tedirginlik yaratmıştı ama zamanla köpek balığına kafa atacak kıvama geldik bizde 🙂

South Beach’in en ikonik simgesi belki de renk renk bulunan cankurtaran kulübeleri. Bu kulübeleri gördüğünüz an renkleriyle sizin kalbini çalacak. Hemen hemen hepsiyle bir fotoğrafınız olsun isteyeceksiniz. Bizden size tavsiye, bu isteğinize kesinlikle karşı koymayın. Muhakkak bunların önünde bir fotoğrafınız olsun

Miami bir çok farklı opsiyona sahip bir şehir. Okyanusundan tutunda kültürel aktivitelere kadar hemen hemen bütün gidenleri mest edecek bir destinasyon.

Lokasyonlardan ufak ufak sizlere bahsetmek istiyoruz

Wynwood

Ufkunuzu ve göz zevkinizi bayram ettiricek bir bölgeden bahsetmek istiyorum sizlere; Wynwood !

Wynwood denilen bölge Miami’nin hemen şehir merkezinde bulunan yaklaşık 15 blokluk bir alana yayılmış olan bir açık hava müzesi. Müze dediğime bakmayın burda hemen hemen herşeyi yapabilirsiniz. Bu bölge birçok sanat galerisi, restaurant, cafe ve alış veriş yapabileceğiniz dükkanlara sahip bir bölge. Sokaklar arasında gezerken binaların duvarlarında bulunan resim ve graffitilerle modern dünyanın başkenti adeta. Her adımınız da görsel sanatların bir ürünü ve ya heykellere rastlayabilirsiniz.

Bu eski bölgede bir zamanlar tamiraneler bulurken şimdi bölgenin o eski dokusunu da bozmadan sanatla harmanlanmış bir deneyim sizleri bekliyor. Yolun sağ tarafında tamirane bulunurken, sol tarafında ise dünyanın en pahalı markalarından birinin butik mağazasına rastlamanız çok mümkün. Sokaklarda olabildiğince fotoğraf çektirmeye gayret edin. Bu aktivite yazın güneş altında biraz sizleri zorlayabilir çünkü hava cidden çok sıcak ve çok nemli oluyor. Kendinizi biran önce klimalı bir mekana atmak istiyorsunuz.

Bu bölgede sokak graffitilerinin haricinde birde kendine özel ‘Wynwood Walls’ denilen bir bahçe var, bir sergi alanı var. Grafitti diyerek sakın resimleri küçümsemeyin. Bütün çizimler sanki ünlü bir ressamın elinden çıkmış gibi kaliteli. Kesinlikle görmeniz gerek bir bölge ve bana sorarsanız bir tam gün ayrılmayı hakediyor. Ufak bir tip : Kesinlikle rahat bir spor ayakkabı giyin. Ayaklarınız ağrıdı diye gezinizi sakın yarım bırakmayın.

South Beach

South beach Miami’nin en ünlü sahillerinden bir tanesi. Eğer yeme-içme, alışveriş ve club kültürünüz var ise muhakkak bu bölgede kalmalısınız. South Beach’ın kalbi kesinlikle Ocean Drive. Hemen hemen bütün favori mekanlar burada. Sahilde güneşlenip denize girdikten sonra Ocean Dr. da flip flop terliklerinizle rahatça happy hourlara katılıp kendinizi şımartabilirsiniz. Özellikle Ocean Drive’da bulunan otellerin sahile bakan odaları sabahları sizi farklı bir güne uyandırıcak buna emin olabilirsiniz. Öte yandan sahildeki oteller biraz pahalı doğruya doğru ama hemen moral bozmaya gerek yok. Ocean Drive’ın hemen 2-3 arka sokağında uygun fiyatlı çok güzel oteller ve hosteller var. Ocean Drive’da bulunan yeme-içme mekanları Miami’nin geneline göre biraz pahalı ama burada da imdadımıza ‘happy Hour’ lar yetişiyor. Bu saatlerde fiyatlar hemen hemen %50 ye varan indirimlerde oluyor.

Orlando

Buraya dünyanın tema parkları başkenti desek kimsenin itirazı olcağını sanmıyorum. Başlıca tema parkları arasında ‘Walt Disney World’ , ‘Walt Disney Sea World’ ve ‘Universal Studios’ bulunuyor. Bu ve buna benzer tema parkları sayesinde Orlanda yıllık ortalama 50 milyon ziyaretçiyi ağırlıyor. Şehrin ekonomisinin büyük dişlilerinden biri desek yeridir.

Miami’den yaklaşık 350 km uzaklıkta bulunan bu Florida şehirine biz araç kiralayarak yaklaşık 3 saatte gitmiştik. Amerika içinde bazı bölgelerde araça kiralayıp road trip yapmak diğer ulaşım araçlarına göre hem daha ekonomik hem de hostel, motel gibi kalmak istediğiniz yerlere ulaşım daha rahat. Biz tema parklarının olduğu bölgede bir motel odası kiralamıştık. Bu tarz motellerin hem fiyatları çok uygun oluyor hem de odaları düşünebileceğinizden çok daha geniş. Tema parklarına gitmek için kiraladığınız aracı kullanmak biraz size ayakbağı olabilir. Çünkü gittiğiniz zaman bir de otopark ücreti ödemek zorunda kalıyorsunuz. Bunun yerine tema parklarına ait shuttle bus’lar sizi rahatlıkla bilet aldığınız parka götürüyor. Bu otobüsler otelinizin bulunduğu bölgeye göre 3-4 otele uğrayıp sizi parka ulaştırıyor. Otelde bulunan resepsiyondan shuttle bus saatlerini öğrenip sabah rahatlıkla parka gidebilirsiniz. Akşam dönerken de aynı otobüsleri kullanıp otelinize dönebilirsiniz. Tema parklarının biletlerini online alabilceğiniz gibi otellerin resepsiyonlarından da temin edebilirsiniz.

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir