Sydney

Bugün size biraz uzak diyarlardan bahsetmek istiyorum. Belki de en uzak diyarlardan birini. Ama herkesin muhakkak bir kere de olsa görmesi gereken bir yer. Bugün rotamızı bir ada ülkesine, ismini kıtaya veren bir ülkeye çevirmek istiyorum. Evet, doğru bildiniz Avustralya.

Başkent Sydney mi yoksa başka bir şehir mi? Yaygın bir inanışın aksine başkent Sydney değil Canberra’dır. Tıpkı yabancıların başkentimizi İstanbul sanmaları gibi.

Bu Koskocaman adada ne var? Avustralya fiziki olarak ada ülkesi olmasından dolayı herhangi bir ülkeyle kara sınırı yok. Ama bu demek değildir ki izole bir yaşam sürüyorlar. Çok uluslu bir toplumlar ve azınlık dilleri de genel olarak ada da İngilizcenin yanı sıra konuşuluyor. Avusturalya’da sayısız doğal yaşam alanları ve milli parklar vardır. Bu yaşam alanları sayısız bitki ve hayvan türlerine ev sahipliği yapmaktadır. Genel olarak şehirler adanın kıyı taraflarında kurulmuştur. Ülkenin orta kısımları ise büyük çoğunlukla el değmemiş şekilde doğallığını korumaktadır. Sydney Avustralya’nın en büyük şehirdir ve adanın güney-doğu kısmından yer almaktadır.

Ben nasıl gideceğim taaa oralara??? Ülkemize olan uzaklığından dolayı uçuşumuzda minimum bir aktarma bulunmak zorunda kalıyor. Genel olarak bu aktarmalar Doha, Abu Dabi, Dubai ve Singapur üzerinden gerçekleştiriliyor. Ortalama 1 aktarmalı şekilde 21-22 saatte Avustralya’ya ulaşabiliyorsunuz. Bizim uçuşumuz 2 aktarmalıydı ve yaklaşık bekleme süreleri de dâhil 30 saati buldu. Avustralya ülkemize konumuyla doğuda kaldığı için, bundan dolayı saatlerin ileri olması ve uçuş sürelerini de göz önüne aldığımızda 1-1,5 günümüz direk olarak yolda geçiyor

Avustralya için Vize almak durumundayız…

Vize konusuna gelirsek eğer, Avustralya bizlere vize uyguluyor. Vizeye online olarak başvuruyorsunuz ve istenilen belgeleri ilgili sisteme yüklüyorsunuz. Eğer başka destekleyici bilgilere gerek duyarlarsa sizi yüz yüze görüşmeye çağırabiliyorlar. Eğer daha önce yurtdışına çıktıysanız ya da pasaportunuzda Amerika, Birleşik krallık vizeleri var ise vize konusunda sorun yaşayacağınızı hiç düşünmüyorum. Vizeler pasaportunuza elektronik olarak işleniyor. Sınır kapısından vizeniz onaylandıysa direk pasaportunuzla giriş yapabiliyorsunuz. Gümrük konusunda baya katılar o yüzden yanınızda ne getirdiyseniz düzgünce deklare edin, aksi takdirde sizi ülkeye almayabilirler.

Avustralya’ya gitmeden önce DİKKAT DİKKAT!

1-2 tane önemli hatırlatma yapmak istiyorum sizlere.

TÜRKİYE’DEKİ PRİZLER UYMUYOR! Birincisi Avusturalya’da kullanılan prizler, elektrik çıkışları Avrupa ve Amerika’da kullanılanlardan farklı. Onun için yanınızda Okyanusya için kullanılan adaptörlerden bulundurun. Eğer ola ki unuttunuz sakın dert etmeyin. Havalimanından ve ya şehir merkezinden rahatlıkla bu adaptörlerden temin edebilirsiniz. Bazı oteller bu konuda müşterilerine yardımcı olabiliyorlar. Ellerinde bulunan adaptörleri uygun bir fiyat karşılığında sizlere temin edebiliyorlar.

GÜNEŞ KREMİNİ SAKIN UNUTMA! İkinci olarak ikliminden ve bulunmuş olduğu enlemden dolayı güneş ışınları çok dik geliyor ve güneş inanılmaz Avustralyalılar bir gün dahi güneş kremi sürmeden dışarı çıkmıyorlar. Yanınızda mutlaka güneş kremi bulundurun.

Peki gerçekten değer mi?

Bu kadar yol gittik, gideceğiz ama değer mi sorusu belki aklınıza geliyor olabilir. Uçak alçalışa geçip piste tekerleri koyduğu an ne kadar doğru bir karar verdiğinizi anlıyorsunuz. Biz kasım ayında gittik. Avustralya Güney yarım kürede olduğu için ilkbahar-yaz döneminde gitmiş olduk. İnanılmaz güzel bir döneme denk geldi. 1-2 kere yağmur yağması dışında ideal bir hava yakaladık. Genel olarak Akdeniz iklimi ve tropikal iklim adaya hâkim. İkliminden midir nedir insanlar Akdeniz ülkesi insanları gibi sevecen ve cana yakınlar. O yüzden kendinizi rahat ve sanki 40 yıldır beraber yaşıyormuş gibi dışlanmış hissetmeyeceksiniz.

Sydney’de Nerede Kalalım?

Bizim kaldığımız otel hemen Hyde Park’ın yanındaydı. Merkezde olduğumuz içinde pek toplu taşıma kullanma ihtiyacı hissetmedik. Bu arada toplu taşıma için ‘Opal Card’ adi verilen kartlardan satıyorlar. Opal kart Sydney’in toplu taşımalarında kullanabileceğiniz bir kart. Bizdeki akbilin muadili. Havalimanından merkeze inerken toplu taşıma kullanabilmek için almıştık biz. Onun haricinde uzak 1-2 yere gitmek haricinde biz pek kullanma ihtiyacı duymadık.  Her yeri görmek için yürümek daha mantıklı. Gezerken bir yeri kaçırmamış olursunuz.

Şehir içerisinde yürüyerek bir yerlere ulaşırken ara sokaklarda ve ya yol üzerinde çok farklı yerleri keşfetme fırsatımız oldu. Genel olarak insanlar toplu taşımadan ziyade yürüyüş, bisiklet, scooter tarzı ulaşım alternatiflerini kullanıyorlar. Hemen hemen herkes sporun bir branşıyla ilgileniyor. Sabah işe giderken yürüyüş ve ya bisiklete binen insanlar ofislerinin bulunduğu binalarda eğer imkânları varsa duşunu alıp takım elbisesini giyip sabah işlerine başlıyorlar. Bundan dolayı inanılmaz atletik bir toplumlar bence. Şehrin dört bir yanı parklarla, bahçelerle dolu olduğu için insanlar hafta sonları ve ya akşamları sporlarını açık havada yapabiliyorlar. Bazen bireysel yapılan sporlar bazen de toplu olarak gerçekleştiriliyor. Çoğunlukla toplu olarak gerçekleştirilen sporlarda personel trainer gibi spor hocaları da bu topluluklara eşlik edip yönlendiriyor.

Yeme-İçme

Sydney yeme-içme bakımından oldukça pahalı bir şehir. Eğer küçük bir bütçeyle seyahat ediyorsanız sizi yormayacak kesenize uygun pek çok süpermarket var. Yiyecek içecek alışverişlerinizi Wolworths, Aldi ya da Cole gibi genellikle discount marketlerden yapabilirsiniz. Özellikle sandviçleri çok güzel tavsiye ederim. Sydney yeme-içme bakımından oldukça çok kültürlü bir mutfağa sahip. Daha çok İngiliz etkilerinin bulunduğu şehirde İtalyan, Fransız, Türk, Çin, Japon, Vietnam ve Hint restoranları gibi bir sürü dünya mutfağına ait restoranlar da bulabilirsiniz. Hatta yerel halk olan Aborjin mutfağını bile rahatlıkla bulup tadabilirsiniz. Eğer deniz ürünlerine âşıksanız o zaman tam yerindesiniz.

Sydney’de Hungry Jack’s adlı bir hamburger zinciri var. Burayı Burger King’in Avustralya ayağı gibi düşünebilirsiniz. Önünde her zaman uzun kuyrukları oluşuyor. Yerel halk çok seviyor. Özellikle Chicken burgeri kesinlikle deneyin.  Patatesleri leziz ve içebildiğiniz kadar içecek içebiliyorsunuz. Hayatımda yediğim en lezzetli hamburgerlerden birini burada tattım. Bence sizde muhakkak tadın.

Gezilecek Yerler

  • Sydney Opera Binası

Listenin olmazsa olmazı. Sydney’in hatta Avustralya‘nın sembolü. Dünyanın en ünlü mimari yapılarından birisi ve UNESCO Dünya kültür Mirası listesinde yer alıyor. Sydney Liman Köprüsü’nün hemen yanı başında bulunuyor. Etrafında çok güzel yeme-içme mekânları var. Opera binasını gezdikten sonra kısa bir mola verip bu kafelerde bir şeyler atıştırabilirsiniz.

  • Circular Quay-Rıhtım Bölgesi

Circular Quay olarak adlandırılan rıhtım bölgesi, Opera Binası ve The Rocks bölgesi arasında kalan yer. Burası ayrıca Sydney ulaşım ağının kalbi. . Circular Quay’da birçok yere tekne, feribot seferleri yapılıyor. O yüzden hafta içi mesai saatleri arasında ve ya hafta sonu şehrin en kalabalık yerlerinden biri haline geliyor. Bu rıhtımdan hemen her yere kolaylıkla ulaşıyorsunuz. Liman boyunca sıralanmış çok sayıda kafe ve restoranıyla günün her saati cıvıl cıvıl bir yer.

  • Darling Harbour

Sydney’in bence en eğlenceli duraklarından birisi. Başka bir merkez, başka bir kalabalık alan, dar bir koy ve koyun iki yanında çok güzel binalar, ışıklarıyla, barlar, kafeler ve restoranlar. Çeşitli eğlence mekânlarına, yüzlerce yeme-içme ve alışveriş mekânına ev sahipliği yapıyor. Sydney Akvaryumu, Wild Life Sydney Zoo, Madame Tussauds, Çin Bahçeleri gibi yerler burada bulunuyor. Eğer canınız 3D film izlemek isterse IMAX sinemasına burada gidebilirsiniz. Marinada ünlü otel zincirlerinin otelleri bulunuyor, bu bölgede de rahatlıkla konaklayabilirsiniz. Çeşitli eğlence mekânları ile kentin canlı ve turistik noktalarından birisi burası.

  • Tarango ZooAvustralya’nın en büyüğü

Tarongo hayvanat bahçesi Avustralya’nın en büyük hayvanat bahçesi olup 4000 binden fazla hayvana ev sahipliği yapmaktadır. İçeride ayrıca mağaza ve kafe de bulunmaktadır. Mağazadan sevdiğiniz hayvanların oyuncaklarını alabilirsiniz.

1884 yılında açılan Taronga Zoo resmiyetini 1916 yılında kazanıp günümüze kadar gelmiştir. Hayvanat Bahçesine araba ve metro haricinde tekneyle ulaşımda mümkün.  Bana sorarsanız merkezden tekneye binmek çok daha güzel. Yolculuk sırasında hem meşhur Sydney Opera Binasını hem de Sydney Harbour köprüsünü görebilirsiniz.

Biz vapurla ulaşımı sağlamıştık. İskeleye vardıktan sonra teleferikle yukarı giriş kapısına çıkıyorsunuz. Zoo biraz tepelik bir yere kurulu olduğu için tepeye çıktıktan sonra aşağı ine ine bütün bahçeyi gezebilirsiniz.

Giriş biletlerini merkezden, online olarak ve ya girişten temin edebilirsiniz. 1 günlük giriş ücreti 44 AUD. Koalaların park içerisinde kendilerine ait özel bir bahçeleri daha var. Buraya girmek için ekstra 25 AUD daha istiyorlar sizden. Bu ücrete hardcopy koala ile çekilmiş bir fotoğraf ücreti de dâhil. Biz oraya kadar gitmişken tabi ki içeri girdik. Buraya en az yarım gününüzü ayırmanızı tavsiye ederim. Zira anca bitiyor parkı gezmek.

  • Harbour Bridge

The Rocks bölgesi ile Sydney’in kuzey bölgesini birleştiren köprü. Şehrin iki tarafında bulunan en iyi manzaraların deneyimleneceği yerlerden bir tanesi burası. 1932’de açılan köprünün yapımında 6 milyondan fazla çivi kullanılmış. 134 metre yüksekliğiyle dünyanın en geniş çelik köprüsü olan Harbour Bridge kemerleri üzerinde tırmanış yapabilirsiniz. Yaklaşık 3 saat süren tırmanış sonrasında görülecek kuşbakışı Sydney şehir manzarası ise muazzam. Eğer zamanınız varsa ve kendinize tırmanış konusunda güvenip, aksiyon olaylarını seviyorsanız kesinlikle denenmesi gereken bir aktivite.

  • Bondi Beach

Sörf tutkunlarının en gözde sahili ve Sydney’de bulunan 70 plaj arasında en popüleri. Şehir merkezine sadece birkaç km uzaklıkta yer alan ve toplu taşıma kullanarak rahatça gidebileceğiniz bu plaj pasifik okyanusu kıyısında altın rengindeki kumuyla 1 km uzunluğunda yay gibi uzayan bir plajıyla adeta insanın nefesini kesiyor. Sydney’deki hemen hemen her sahilde bulabileceğiniz sörf okulları burada da mevcut. Sizde burada ders alıp, bu keyifli spora başlayabilirsiniz. Denize girmek haricinde ‘Bondi – Coogee Coastal Walk’ güzergâhında keyifli yürüyüşlerde yapabilirsiniz.

  • Manly Beach

Manly Beach, şehrin yüzmek ve güneşlenmek için en çok rağbet gören plajlarından bir tanesi. Circular Quay bölgesinden kalkan feribotlarla 30 dakikada Manly’e rahatça geçebilirsiniz. Feribot Sydney Opera Binası’nın karşısından Harbour Bridge doğru hareket ediyor. Feribot esnasında dışarda ve tepede oturmanız gerekiyor çünkü opera binası ve Circular Quay’ın karşıdan şehrin silueti muhteşem. Kesinlikle bu manzaranın fotoğrafını çekin. Biz gittiğimiz zaman sörf tahtasını koltuğunun altına koymuş yaşlısıyla genciyle dalgalara doğru giden birçok sayıda sörfçü vardı.

  • The Rocks

Avustralya doğum yeri olarak bilinen The Rocks bölgesi, Sydney’in ilk yerleşimi olması sebebiyle tarihi ve kültürel bir anlam taşıyor. Barlar, restoranlar ve Aborjin kültürüne ve Avustralya’ya özgü hediyelik mağazaların sıralandığı dar kaldırımlı sokakları ile keşfedilmeyi bekliyor. Mağazalarda çok sayıda Aborjin kökenlerine motifli giysiler, müzik aletleri, meşhur bumeranglar ve çok sayıda aksesuarlar var. Burası da Sydney Liman Köprüsü ile bağlantılı. Burada yürümek, sokak aralarında dolaşmak, Sydney Opera Binası ve köprünün manzarasını izlemek enfes. Fotoğraf çekmekten şarjınız bitebilir. Yanınızda powerbank taşıyın bence.

  • St. Mary’s Cathedral

Hyde Park’ın hemen yanında bulunuyor, zaten gözden kaçacak gibi de değil. Avustralya’nın en büyük dini yapısı olan St. Mary Katedrali, 1866-1928 yılları arasında inşa edilmiş. Gotik tarzdaki yapının tasarımında, İngiltere’deki Lincoln Katedrali örnek alınmıştır. Avrupa’dakiler kadar olmasa da göz alıcı ortaçağ tarzı ile bezenmiş bir iç ve dış mimarisi var. Gün batımında güneş ışınlarının da vurmasıyla ortaya inanılmaz güzel bir manzara çıkıyor.

  • Hyde Park

Hyde Park, Sydney’de yer alan park alanlarından biri. İngiltere de ne isim varsa zaten Sydney’de aynı isimde bir yer var. Parkın batı kısmındaki girişinde Anzak Anıtı ve Anzak Müzesi bulunuyor. Tüm savaşta kaybettikleri askerleri için yaptıkları bir anıt müze burası. Avustralya’nın en eski parkı, güney ve kuzey olmak üzere iki parçaya ayrılıyor. Hafta içi, hafta sonu ne zaman gitseniz muhakkak birilerini spor yaparken ve ya piknik yaparken bulabilirsiniz.

  • Queen Victoria Building

Sydney’de alışveriş denince akla ilk gelen yer kesinlikle Kraliçe Victoria Binası (Queen Victoria Building). Sydney’in ilk pazarının kurulduğu alan üzerinde yükselen bina, bünyesinde barındırdığı 200’den fazla dükkânı ile yerli yabancı herkese karşı konulması zor alışveriş keyfi sunuyor. 20. yüzyıl viktoryen mimarisinde inşa edilmiş olan bu bina tarihi mimarisi nedeniyle York ve Market Street‘teki diğer binalar arasından sıyrılıp hemen öne çıkıyor ve iç mimarisi kesinlikle inşa edildiği dönemin izlerini taşıyor.

  • Royal Botanic Gardens

Sydney Opera Binası’nın arka kısmında yer alan bu bahçeye kısa bir yürüyüş ile ulaşabilirsiniz. Yaklaşık 200 yıldır şehrin en sevilen halka açık alanlarından birisi. Bir milyondan fazla bitki, çiçek ve ağaçlara ev sahipliği yapıyor bu park. Yiyeceklerini alıp, sabahtan akşama kadar ailecek eğlenmeyi seven Sydneylileri, bu bahçede spor yaparken, top oynarken görebilirsiniz.

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir